21 Haziran 2010 Pazartesi

Kendimize doğru manidar bir HATIRAT



Küçük ama büyük düşünen bir çocuk insanları büyük ama küçük düşünenlerden daha çok sürükleyebilir! Ve sürüklüyor da...

İnsanın -Kendisine doğru olan Serüveni- en büyük serüvendir dediği gibi Filozofların... Ya siz böyle bir serüvene çıktınız mı, ya da umursamaz mı kaldınız?

Tarih Denen Şeyde İkinci Hatırat


* Göktürk kitabeleri

(Belli dönemdeki hayati fotoğrafı tasvir ettiği için hatırattan sayılır kendileri...)

Göktürk Yazıtları, Orhun Yazıtları ya da Köktürk Yazıtları, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Göktürk Alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır. Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtlarını Yollug Tigin yazmıştır, Yollug Tigin aynı zamanda Bilge Kağan'ın yeğenidir. Yazıtlarda bu abidelerin sonsuzluğa kadar kalması temennisi ile "Benggü Taşlar" denmiştir.

Yazıtlar, 1889 yılında Moğolistan'da Orhun Vadisi'ndeki anıtlarda saptanmıştır. Bu yazıtlar II. Göktürk Devleti'ne aittir. Yazılış tarihi M.S. 5. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. [kaynak belirtilmeli]1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Ludwig Peter Thomsen tarafından, Rus Türkolog Vasili Vasilyeviç Radlof'un yardımıyla çözülmüş ve aynı yılın 15 Aralık günü Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisi'nde bilim dünyasına açıklanmıştır.

Örnek: Tunga tigin.JPG

"tunga tigin yoghinda kiri ölürtimiz." [1]

Tarih Denen Şeyde Birinci Hatırat

*Gallia savaşı

Sezar’ın yazdığı Gallia Savaşı eserinin nasıl ve ne zaman yayımlandığı kesin olarak bilinmemektedir. Bazı tarihçiler ilk yedi kitabın MÖ. Julius Gaius Caesar52-51 kışında yazıldığı ve 51 baharında yayımlandığı düşüncesindedirler. Söz konusu eser, Sezar’ın stratejisini, giriştiği savaşları, devlet adamlığını Roma’ya ve senatoya anlatması bakımından önemlidir. Dönemin koşulları düşünüldüğünde bir nevi Sezar’ın kendisini Roma’ya tanıtması, anlatması ve reklamını yapmasıdır.

Gerek çağdaşları gerekse sonraki eleştirmenler (Cicero, Asinius Pollio, Suetonius, Tacitus, Quintilianus, Aulus Gellius) Sezar’ı Latince yazmakta ve hitap etmekte üstat saymışlardır. Hatip olarak yalnız Cicero’dan sonra gelir. Sezar, üslup konusundaki görüşünü şu cümleyle belirtmiştir: “Duyulmamış ve alışılmamış bir kelimeden bir kayadan sakınır gibi sakınınız”.


= Bence, savaş mavaş bize ters, biz sözümüzle çarpışmalıyız."Ama yine de okunmaya değer tarie çanak düşmesi açısından...=

Tarih Denen Şeyde Üçüncü Hatırat



* Babürname: Babür İmparatorluğu'nun kurucu Babür tarafından, dönem hükümdarlarından beklenmeyen bir samimilik ile kaleme alınan hatıratı. Eser aynı zamanda anı türününde özelliklerini taşımaktadır. Pek çok dilde defalarca basılmıştır.

Babür Han'ın, o sırada Kabil'de bulunan yirmi yaşındaki oğlu Hümayun Han'a bir mektubundan alıntı. Çağatay Türkçesi ile kendi eliyle Hindistan'ın Agra kentinde yazdı. Mektubu, Cuma, Rabi'ı ayının ondördünde (27 Kasım 1528) oğlunun hizmetkarı Buyan Şah'a teslim etti.


Konuyu bu denli güncel, basit, zamanı geçmeyecek uslupla ifade edebilen şair imparator, adeta günümüz Türkiye’sine “çözümlerin kendi içinde mevcuttur” mesajını vermektedir. (wiki babadan)

Hatırat Matırat Ne Ayak ?

Hatırat nedir abi?

Hatırat, bir kimsenin kendi hayatını, yaşadığı devrede şahidi olduğu veya duyduğu olayları anlattığı yazıların ortak adıdır (Kütükoğlu 1991:24)Edebiyat ve tarih sahasının yaygın türlerinden biridir.Hatıratın önde gelen özelliği yazarının hayatının belli bir kesitini de içine alması ve çok sonra yazıya dökülmesidir


*Seyahatname, sefaret-name, muhtıra, tezkire, menkıbe, günlük, mektup, otobiyografi ve tarih türleri ile karıştırılmamaları gerekir!


***Hatırat bir bakıma hayat tecrübelerinin ve intibalarının bakiyelerinin sonradan tespitidir ve bu yönüyle günlüklerden ayrılmaktadır.

***Günlük, günün tespiti ya da fotoğrafıysa, hatırat bütün bir hayatın veya bir safhanın, bir tarafının hafızadaki kalıntılarının sonradan çekilmiş fotoğrafıdır.

***Hatırat kişinin kendi hayat anlayışı ve zihniyet yapısından geçerek kâğıda yansımış bir tasvirdir. Bunun içindir ki insan ruhunun karmakarışık ve bilinmeyenlerle dolu ruh halinin ürünü olan hatırat aynı zamanda tarihin en hassas ve tehlikeli malzemesini teşkil eder (Birinci 2001: 19).


*Sezar’ın Gallia Savaşı, Bilge Kağan’ın kendi ifadesiyle kaleme alınmış Göktürk Kitabeleri, Babür Şah’ın Babür-name isimli eserleri devlet adamlarının yazdığı ilk hatırat örnekleri arasında zikredilebilir (Okay 1997: 445).

Niye yazayım abi?

-Canının çekmesi ,laf olsun torba dolsun, unutulma korkusundan kurtulmak, kaybolup gitmesine razı olamayacağı bir gerçeği ortaya koymak, yazma alışkanlığı, birlikte yaşadığı kişilerden kimilerine karşı duyduğu hayranlığı belirtmek, tarih ve kamuoyu karşısında hesap vermek, gelecek kuşaklara ders vermek, siyasal hasımlarını kötülemek ya da kendini savunmak.



* Hatırat kelimesi bizde 19. yy'dan itibaren Muallim Naci'yle kullanılmaya başlanmıştır.

Muallim Naci, Lûgat-ı Naci isimli eserinde hatıra kelimesinin karşısında "hatırda kalmış olan hususi keyfiyet, cem'i hatırat" açıklaması vererek bu türün ilk açıklamasını yapmıştır.
Son yıllarda ise hatıra ve hatırat yerine anı kelimesi daha sık kullanılmaktadır.